‘Sivil itaatsizlik’ tutmayınca ‘sivil cuma’ devreye sokuldu. KCK’nın, tetikçilerden oluşan bin kadar sahte imamı bölgeye dağıttığı belirtiliyor. Bunların amacı, halkı yanlış bilgilendirmek ve bazı suikastlar yapmak.
Terör örgütü KCK/PKK’nın ‘kaos’ planı adım adım işliyor. Doğu ve Güneydoğu’da başlayan ve batıya yayılan gösteri ve protestolardan sonra, BDP’nin başlattığı ‘sivil itaatsizlik’ eylemi, belirlenen çerçevede devam ediyor. KCK ve İmralı’da tutuklu Abdullah Öcalan’ın talimatları doğrultusunda atılacak adımlar, deşifre olmaması için değiştirilerek sürdürülüyor. Tek hedef, devleti aciz duruma düşürmek ve hükümeti seçimler öncesinde bölgedeki halk nezdinde kötü göstermek.
Bütün bunların altında yatan asıl neden, bölgede sol ve diğer Kürt partilerle oluşturduğu ‘Demokratik Blok’a rağmen BDP’nin yeteri kadar milletvekili çıkaramayacak olması. KCK’nın seçim yoklamasına göre BDP bölgede ancak 15 milletvekili çıkarabiliyor ve bu durum hem Öcalan’ı hem de KCK yöneticilerini kızdırıyor. Bunun için örgüt bütün planlarını devreye sokup bir şekilde seçimlere kadar milletvekili sayısını artırma gayreti içinde. Talimatlar ise İmralı ve Kandil’den veriliyor. Örgüt bu konuda sürekli yeni stratejiler geliştirerek kamuoyu oluşturmak istiyor. Ayrıca daha önce planlanmış diğer eylemlerin de (suikast, saldırı, intihar, serhildan, resmî kurumları işgal…) sürdürülmesi isteniyor.
‘Sivil itaatsizlik’, bölgede yeterince ilgi görmedi. Bunun üzerine üç yeni plan daha devreye sokuldu. KCK’nın parti ve yandaşlarından uygulamasını istediği şıkların başında, dindar halk ile AK Parti’nin arasını açmak. Bunun için öteden beri hazırlanan sahte imamlar devreye sokularak bir propaganda yürütülecek. Ardından terörist cenazeleri (ilginçtir, son 15 günde operasyon olmamasına rağmen 20 kadar önemli konumdaki terörist öldürüldü) üzerinden ‘şehit’ kavramı işletilip halk bu yönde tahrik edilecek. Sonra KCK mensupları BDP için farklı illerde sözde seçim çalışması yapacak.
Peki, üç aşamalı yeni plan nasıl işleyecek? ‘Sivil itaatsizlik’ ile bölge halkına derdini anlatamayan BDP’liler, Öcalan’ın tabiriyle, her yeri Tahrir Meydanı’na çeviremedi. Bu tutmayınca KCK hemen yeni stratejiler geliştirdi. Bunlardan biri de dindar Kürt halkının dinî duygularıyla oynamak. Marksist bir örgütlenme olan KCK ve BDP, daha önce altyapısını oluşturduğu ‘Demokratik İmamlar’ tezini yeniden ortaya attı. Daha önce yeraltında faaliyet yürüten KCK’nın imamları, BDP’li Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarıyla gün yüzüne çıktı. Hatta Demirtaş, açıklamasında kantarın topuzunu da kaçırdı: “MGK’da bölgeye özel imamların gönderilmesi kararlaştırılmıştır ki bu durum bölgeye özel bir istihbaratçı göndermenin bir başka şekli. Dini terörle mücadele aracı olarak kullanmak utanç verici bir durumdur. Devletin bu şekilde görevlendirdiği imamlar; özel tim, korucu ve JİTEM’den farklı amaç gütmüyor. İmamlar, bunların 2011 versiyonu.”
Demirtaş’ın bu açıklamasına cevap vermeden evvel, iki hafta önce Diyarbakır’da başlatılan ‘sivil itaatsizlik’ eylemi kapsamında fahri bir imam, cuma namazı (sivil cuma adı altında) kıldırmış, arakasında halktan kişiler saf tutarken partililerin hiçbirinin namaza durmaması ilginç bir fotoğraf karesi olarak hafızalarda yer etmişti. Her şeyden önce namaz kılmayan, din ile ilgisi olmayan bir partinin imamlar üzerinden polemik yapması başlı başına bir tezat.
Peki, gerçekte devletin görevlendirdiği imamlar kimlerden oluşuyor? Diyanet, imam ataması yaparken bölgeye gidecek imamları özenle seçiyor, iyi eğitim alanları, halkı anlayabilecekleri, Kürtçe bilenleri tercih ediyor. Bu durumda KCK’nın ‘demokratik imamları’na bakmakta fayda var. İddialara göre, örgüte çalışan binin üzerinde kadar imam bulunuyor. Bunların çoğu dinî bilgisi olmayan kişiler ve KCK’ya istihbarat sağlıyorlar. Hatta aralarında JİTEM mensupları ve eski itirafçılar bile var. Bunların çoğu, aynı zamanda suikastçı ve eylemci olarak kullanılıyor. KCK yapılanması içinde tetikçi imamların sayısının 1000 kadar olduğu tahmin ediliyor. Bu durumda Demirtaş’ın, önce, JİTEM ve itirafçılardan oluşan sahte imam ordusuna bakması gerekiyor. Tespitlere göre Demirtaş, KCK’nın imamlarıyla devletin dini bütün imamlarını karıştırıyor, bu nedenle çok iyi bildiği JİTEM benzetmesiyle yeni bir tez ortaya atıyor. Dine duyarlı(!) bir örgütün bu zamana kadar 50 kadar imamı şehit etmesi de ayrı bir tezat olarak karşımıza çıkıyor.
KCK’nın imamları, Diyanet ve Vakıf Emekçileri Sendikası (DİVES) adlı bir platform bünyesinde faaliyet gösterdiği gibi ‘Kürdistan İmamlar Birliği’ isimli illegal bir yapılanma içinde hareket ediyor. Aslında Selahattin Demirtaş, halkın kendi imamlarına sahip çıkmasını isterken, devletin resmî imamlarını da üstü kapalı tehdit ederek bölgeden kaçırmak istiyor. KCK’nın imamlar üzerinden oyunu özellikle son üç yıldır örgütlenerek devam ediyor. Ancak seçim öncesinde imamlara komut verilmesi örgüt açısından yerinde bir hamle olarak görülüyor. Zaten KCK bunu daha önce dile getirmişti. KCK yöneticilerinden Duran Kalkan da 25 Ekim 2010’da Fırat Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada konuyu imamlara getirip şunları söylüyordu: “Devlet dini toplumun elinden alarak kendi dini hâline getirmiş durumda. Maaş vererek imamları, camileri örgütlüyor. İnanan, ibadet eden Kürt toplumu bunlara dikkat etmeli. Çocuklarını eğitmek isteyen buna dikkat etmeli. Özellikle Kürt toplumu kendi mezhebini, tarikatını, inancını, ibadetini kendi gücüyle ve kendi örgütlülüğü temelinde yürütmeli. İbadet yerlerini, cemevlerini kendileri açmalı. Pir’ini, imamını kendisi beslemeli, tutmalı, devlet maaş versin dememeli. Bunun için Kürtleri, inanç alanında soykırım uygulamalarını görmeye ve bunlara karşı çıkmaya davet ediyorum.”
KCK operasyonları sonucunda yöneticilerin önemli ölçüde deşifre olmasının ardından uygulamaya konulan yeni planın bir parçası da örgüt mensuplarının farklı illere dağıtılarak rahat çalışmalarını sağlamak. Bir nevi görevde rotasyon sistemi devreye sokulmuş durumda. Yani Ağrı’da deşifre olan bir KCK mensubunun Batman’a gönderilerek burada faaliyet yürütmesi isteniyor. Çünkü bu kişi Batman’da tanınmıyor ve güvenlik birimlerinin takibine takılmadan serbestçe faaliyet yürütüyor. Parti genel merkezi çalışması olarak tabir edilen bu projede kişiler farklı illere, örgütün kontrolündeki derneklere görevli olarak gönderilerek gençlik yapılanması adı altında faaliyet yürütüyor. Bu şahısların elinde ise BDP’nin ‘seçim çalışması için’ görevlendirildiğine dair görevlendirme faksı bulunuyor. Sorguya alınan bazı KCK mensupları üzerinde BDP’nin görevlendirme yazıları çıktı. Seçim çalışması için görev yerleri değiştirilen örgütün gençlik yapılanmasında rol alanların sayısının ise 5 bin kadar olduğu tahmin ediliyor. Bu kişiler, kendi şehirleri dışındaki illerde sözde parti adına seçim çalışması yaptıklarını ileri sürüyor. Fakat bu kişilerin KCK’nın kaos planlarını devreye sokmak istedikleri ileri sürülüyor.
TERÖR, KARADENİZ’E DE KAYIYOR
Önceki hafta Antalya’da düzenlenen ‘Terör’ konulu toplantıda, KCK’nın geleceği, yapmak istediği ve seçim sürecindeki çalışmaları konunun uzmanları tarafından bir bir masaya yatırıldı. Burada çıkan sonuçlar birkaç yönüyle ilginç. Terör örgütünün ilçelerde başlattığı küçük çaplı gösteri ve eylemleri büyüterek büyük illere yayacağı uyarısının yapıldığı belirtiliyor. KCK’nın Hakkâri’de halk üzerinde oluşturduğu baskıyı Şırnak, Ağrı gibi illere yaymak istediğinin altı çiziliyor. En dikkat çekici tespitlerden biri de Kato ve Cilo dağlarına yerleşen 300 kadar örgüt militanının Kandil ile şehir arasında önemli ölçüde köprü vazifesi yaptığı yönünde.
Terör toplantısında örgütün yeniden Karadeniz’e kaydığı da yeni bir bilgi olarak uzmanlarca dile getirildi. Buna göre KCK; Boyabat, Fatsa gibi yerlerde bile saldırı ve eylem yapabilecek duruma gelmiş. KCK mensupları, Tunceli kırsalı üzerinden Osmancık-Çorum hattını kullanarak Karadeniz’e ulaşıyor. Toplantının sonuç bildirgesinde, KCK’nın başını çektiği çatı örgütün 81 ilde ve ilçelerinde eylem yapmak için seçim süresince faaliyet yürüteceği ve emniyet birimlerinin bu konuda dikkatli olmaları gerektiği uyarısı yapılıyor. KCK’nın altında çok sayıda sol ve ulusalcı örgüt bulunduğunun da toplantı kayıtlarına geçtiği aktarılıyor. Aksiyon bu durumu, 16 Ocak’ta Tunceli kırsalında örgütler arasında bir toplantı yapıldı şeklinde duyurmuştu.
11.04.2011 – HAŞİM SÖYLEMEZ / Aksiyon
Gönderen: yh_yonetici 16 Nisan 2011.